Son Dakika
20 Ekim 2018 Cumartesi
24 Ocak 2018 Çarşamba, 14:12
Abdurrahman Yılmaz
Abdurrahman Yılmaz ezberbozandanismanlik@gmail.com Tüm Yazılar

RUH, BEDEN VE YÜREK

EZBER BOZAN

Ruh; bedeni yaşatan can anlamında olup insana ölümsüzlüğü katan ilahi güçtür. Çünkü ruhlar ölümsüzdür.
Beden; içinde ruh ve yürekle birlikte insan olmanın gereklerini taşıyan dünyevi hapishane diyebileceğim mekândır.
Yürek ise; kalple bütünleşik, tıpkı ruh beden ilişkisinde olduğu gibi girift ve özünde cesareti, dayanaklılığı da barındırıp aşka, sevdaya, vicdana güç veren, insana ödül olarak sunulmuş, her çırpınışının ilahi güce sinyal gönderip “buradayım” diye hatırlatan sistemdir.
Düşünsenize, bedenden ruhu çıkardığımızda elimizde et yığınından başka bir şey kalmıyor. Demek ki bedeni ayakta tutan, onu yaşatan ve aslında aynalara baktığımızda asıl görmemiz gereken şey ruhtur. Şöyle bir örnek vermek de doğru olacak sanırım, misal bir banka hesabı açtınız. Bu hesap bedenimizdir. Hesaptaki tutar ise ruhun kendisidir. Onu harcama yolu, yöntemi ve cesareti ise yürektir.
Bedenlerimiz ruhlarımızı gizleyen örtülerdir. Aslolan ruh ve yürektir. Ruhu ise insan şekillendirir. Beden zamanla yıpranıp yaşlansa da ruh asla yaşlanmaz. Ruhu besleyen de yürektir. Şeyh Galip “Vücut, ruhun bineğidir.” diyerek ne de güzel bir benzetme yapmıştır. Mevlana ise “Duygu akIa, akıI da ruha esirdir.” sözüyle ruhun büyüklüğünü ve gücünü göstermiştir.
O halde bedenin gücü ruhtan.ruhun ki de yürekten gelir demek doğru olacaktır. Sigmund Freud, “Bedenimizi hasta eden, ruhumuzun baskıIarıdır.”demektedir. İmam-ı GazaIî ise, “Kendine değer ver ve onun değerIerinioIgunIaştır. Çünkü sen bedeninIedeğiI, ruhunIainsansın.”diyerek ruhu ön plana çıkarmıştır. “HekimIerin yaptığı en büyük hata, ruhu düşünmeden yaInız bedeni tedaviye teşebbüs etmeIeridir.” diyen ilkçağ filozofu EfIatun ne kadar da haklı bir konuya parmak basmıştır. Eğer ki bedenin gücü ruhtan geliyor ise tedavi sadece bedensel olmamalıdır öyle değil mi?
İnsan kan ve kemikten ibaret değildir elbette. Onu besleyen ve nitelik kazandıran ruhu var. Ruhuna eşlik eden ise yol arkadaşı olan yürektir. Yürek neydi;kalbin atmasından,kanı temizleyip vücuda pompalamasından öte yaşama ve insan olma gayesine sebepti. Şarkılarda ne derler genellikle dikkat ettin mi hiç! “Yürekli ol” bunlardan bir tanesi mesela.
Şems-i Tebrizi, “Hak yolunda ilerlemek yürek işidir, akıl işi değil. Kılavuzun daima yüreğin olsun, omzun üstündeki kafan değil. Nefsini bilenlerden ol, silenlerden değil.” sözüyle bir rota çizmiş aslında insanlara ve yüreğin marifetini göstermiştir.
“Bize sözlerimizden çok, yüreğimizden anlayan gerek.” dizesiyle yüreklerin nasıl iletişime ihtiyaç duyduğundan bahsetmiş Cahit Zarifoğlu.
Beden ve ruh terbiyesi kadar yüreğin de terbiyeye ihtiyacı vardır elbette. Mevlana hazretleri “Dilini terbiye etmeden önce yüreğini terbiye et; Çünkü söz yürekten gelir, dilden çıkar.” sözüyle dile getirmiştir bunu.
Can Yücel’in de dediği gibi “Bedenin yükünü ayaklar taşır, ruhun yükünü yürekler”. Yani ruh bedene can veriyorken, ruha can veren de sanki yüreklerimizdir öyle değil mi?
Bedenini daima dinç ve genç tutmak istiyorsan eğer, ruhunla bütünleş ve yüreğinin ruhunu beslemesine izin ver. Dingin bir ruh ve cesur bir yürekten oluşan akıl sana daima doğru yolu gösterecektir.

www.ezberbozandanismanlik.com

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Xturk Teması. Tasarım ve Programlama: Moradam