Son Dakika
23 Ekim 2018 Salı
19 Ocak 2018 Cuma, 21:29
Prof.Dr. Nurullah Çetin
Prof.Dr. Nurullah Çetin ncetin64@hotmail.com Tüm Yazılar

RUHEN ÇÖKERTME SALDIRISI

Batı kaynaklı kültür emperyalizmi projelerinin bir boyutu yayınlanan filmler, haberler, müziklerle verilen yıkıcı mesajlardır. Her gün, her saniye yoğun bir bombardıman halinde televizyonlardan, gazetelerden, internetten, müzik sözlerinden, radyolardan yayılan bu kirli sözlerle Türk milletinin bilinçaltına depolanan algı mesajları şunlardır:

*Kendini güçsüz hisset:

Bu mesaj, Türk milletine şöyle iletiliyor: “Fert olarak kendini kapitalizm canavarı karşısında güçsüz hisset, millet olarak da emperyalist Batı karşısında kendinizi güçsüz hissedin!”

Bu sözleriyle şöyle demek isterler: “Bakın ey Türkler! Amerika, Avrupa, Rusya, Çin, o, bu ne kadar güçlü, onların her türlü silahı, ekonomik, siyasi gücü var. Onlar karşısında sen çok güçsüzsün, hiçbir şey yapamazsın, seni sinek gibi ezerler. O yüzden mücadeleyi, çalışmayı, istiklal davasını bırak, teslim ol! Senin tek çaren, tek çıkış yolun, tek yaşama şansın bu.”

Bu emperyalist algı bombardımanına karşı Türk milleti daima hem dinî hem de millî kaynaklarından kendine özgüven aşılayacaktır. Türkler tarihlerini iyi öğrenirse kendilerinden kat kat nice güçlü ve üstün devlet ve ordulara karşı galip geldiklerini göreceklerdir.

Ayrıca Mesela şu ayetlere bakalım:
“Gevşeklik göstermeyin, üzüntüye kapılmayın. Eğer inanmışsanız, üstün gelecek olan sizsiniz.”(Âl-i İmran, 139)

“Ey Peygamber! Müminleri savaşa teşvik et! Eğer sizden sabırlı yirmi kişi bulunursa, iki yüz kâfire galip gelirler. Eğer sizden yüz kişi olursa, kâfir olanlardan bin kişiye galip gelirler. Çünkü onlar anlamayan bir topluluktur.”(Enfal, 65)

Başbuğ Mustafa Kemal Atatürk de Millî Mücadelede işgalci düşmanların her türlü silah üstünlüğüne rağmen azimle, ümitsizliğe düşmeden kararlılıkla mücadele etti ve kazandı. Şöyle dedi:

“Muvaffakiyetlerde gururu yenmek, felaketlerde ümitsizliğe mukavemet etmek lazımdır. Hayat mücadeleden ibarettir. Bundan dolayı hayatta iki şey vardır: Galip olmak, mağlup olmak. Hayat, bir ilerleme ve dinamizm kaynağıdır. İnsan ona kendini uydurmak mecburiyetindedir. Hayat demek mücadele, çarpışma demektir. Hayatta muvaffakiyet, mutlaka mücadelede muvaffakiyetle mümkündür. Bu da, manen ve maddeden kuvvete, kudrete dayanır bir niteliktir.”

Yapılabilecek en son şeyi de işaret eder:
“Düşman adım adım her tarafı işgal ederek Ankara’ya kadar gelecek olursa, ben bir elime silahımı, bir elime de Türk bayrağını alıp Elmadağı’na çıkacağım. Burada tek başıma son kurşunuma kadar düşmanla çarpışacağım. Sonra bu mukaddes bayrağı göğsüme sarıp şehit olacağım. Bu bayrak kanımı sindire sindire içerken ben de hayata veda edeceğim. Huzurunuzda buna and içiyorum!”.

İstiklal Marşımızı daha sık, anlayarak ve içselleştirerek okuyacağız:
“Garbın âfâkını sarmışsa çelik zırhlı duvar
Benim îman dolu göğsüm gibi serhaddim var.”

*Kendini suçlu hisset:

Bütün Haçlı Siyonist odaklar ve onların içimizdeki sözcüleri olan Türk düşmanları, sahip oldukları binlerce basın yayın lağım kanallarından Türk milletine sürekli şu pislikleri püskürtüyorlar: “Siz katilsiniz, barbarsınız, zalimsiniz, militaristsiniz, şovenistsiniz, faşistsiniz, Ermeni katliamı yaptınız, şunu yaptınız, bunu yaptınız.”

Asıl kendilerinin Türklere yaptıkları onca katliamı, zulmü, barbarlığı, vahşiliği, canavarlığı, eşkiyalığı örtmek, gizlemek ve bastırabilmek için yoğun aldatma, kandırma, saptırma, çarpıtma propagandalarıyla kendi tarihini, dünya tarihini, olan biteni okuma tembeli olan Türk milletinde bir suçluluk duygusu uyandırmaya çalışıyorlar.

Yani demek istiyorlar ki “sen suçlusun, itiraf et, ezil, sus pus, sesini çıkartma, bizim size dayattığımız her türlü sindirme, ezme, sömürü, tasfiye, yok etme projelerine sessizce katlan, sessizce ölüp yok olmanı kabullen, çünkü sen suçlusun.”
Asıl savaş, propagandayla verilen savaştır. Propaganda da aynı yalanların binlerce lağım kanalıyla binlerce kez tekrarlanmasıyla olur.

Bırakalım Amerika’nın milyonlarca masum insanın katili olmasını, PKK eşkiyası bile onca yaptığı vahşiliği, canavarlığı, insanlık dışı cinayetleri gizleyip kendisini insan, hümanist, demokrat olarak pazarlamaya, bizi de seri katil diye nitelemeye cüret ediyor. Kalleş modern çağda kimin haklı kimin haksız olduğu, hangi bilginin doğru hangisinin yanlış olduğu önemli değildir.

Önemli olan yalan ve yanlış bilgiyi ne kadar yayabildiğindir. Türkler, kendilerini, tarihî olayları ve dünyayı iyi okuyup iyi tanıdıktan sonra kendilerinin ne kadar masum, suçsuz, temiz, alnı ak olduklarını anlayacaklar, işte o zaman kendilerine dayatılan suçluluk psikolojisini yenip tam bir özgüven içinde şereflice, soylu hayatlarına devam edeceklerdir.

*Geleceğin hakkında kaygılan:

Emperyalist Haçlı Siyonist Batının ve içimizdeki onca PKK’cı, Ermenici, Rumcu, liberal, Amerikancı, Avrupa Birlikçi, İsrailcinin her türlü basın yayın organları, sanat edebiyat kollarıyla Türk milletinde oluşturmaya çalıştığı yıkıcı duygulardan biri de geleceğimize olan güvenimizi, imanımızı, inancımızı, heyecanımızı yok etmeye çalışmak.

Propaganda mahiyetindeki bütün basın yayın, sanat edebiyat çalışmalarıyla bizim geleceğimize dair kaygı duymamızı sağlamaya çalışıyorlar. Böylelikle güvenli geleceğimizi kurmak adına çalışma, azim ve gayret heyecanımızı yok edecekler, bizi ruhen çökertecekler, sonra da bu vatan coğrafyasında nasıl şer projeleri tasarlamışlarsa onları gerçekleştirmeye çalışacaklardır.

Biz “Rabbin rahmetinden sapıtmışlardan başka kim ümit keser!” (Hicr-56) ayetine inanan Müslüman Türkler olarak geleceğimizle ilgili kaygı duymayız. Geleceğimize olan inancımızı kaybederek İslam imanımızı yok edemeyiz.

*Hiçbirşey yapma:

Kendini güçsüz ve suçlu hisseden millet, geleceği hakkında kaygı duyar, bu kaygı sonucunda da hiçbir şey yapmaz, öylece ölümünü bekler. Bu tamamen depresyon halidir, atalet halidir, kendini koyvermişlik halidir, akıntıya karşı hiç mücadele etmeden kendisini o akıntıya öylece bırakıverme halidir.

Allah’a kuvvetli bir imanla inanan bir Müslüman Türk, gâvurun ruhen çökertme proje ve programlarına böylece esir olmaz. Türk milleti varlığını korumak adına, son ocak sönene, son fert kalana kadar azimle çalışmaya, mücadeleye devam edecektir. “Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyiniz!” (Zümer, 53) ayetine inanan ve Hz. Muhammed’i peygamber, kılavuz, önder bilen Müslüman Türk milleti, kutlu Yalavacının (as) Enes bin Malik’ten aktarılan şu sözünü daima kulağına küpe yapacaktır: “Sizden biriniz kıyamet koparken bile, elinde bir fidan var da dikmeye gücü yetiyorsa, onu diksin.”

Bir de şunu hatırlayacaktır:
“Arkadaşlar! Gidip Toros dağlarına bakınız. Eğer orada bir tek Yörük çadırı görürseniz ve o çadırda bir duman tütüyorsa, şunu çok iyi biliniz ki bu dünyada hiçbir güç ve kuvvet asla TÜRK’ü yenemez.” (Gazi Mustafa Kemal Atatürk)
Son söz: Savaş ve mücadele önce beyinde ve ruhta kazanılır. (16.01.2018)

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Xturk Teması. Tasarım ve Programlama: Moradam