Son Dakika
21 Ekim 2018 Pazar
24 Aralık 2017 Pazar, 00:19
Abdurrahman Yılmaz
Abdurrahman Yılmaz ezberbozandanismanlik@gmail.com Tüm Yazılar

UNUTMAK

EZBER BOZAN

“Unutma; onu artık unuttum demek, bir kez daha hatırlamaktır aslında.” Can Yücel

UNUTMAK

Unuttuğumuz o kadar çok şey var ki…

Ve unutmak istediklerimiz var bir de. Aslında Allah’ın güzel lütuflarından biri de “unutmak” diyebiliriz öyle değil mi? Düşünsenize böyle bir şey olmasa ve her şeyi her an hatırlıyor olsaydık acaba yaşamak nasıl bir şey olurdu bizler için?

Ölümü bile unutarak yaşayan insan neyi unutamaz sizce?

“Unutamıyorum” dediğini duyar gibiyim. Neyi/kimi unutamıyorsun?

Elbette edebi eserlere de konu olan “unutamamak” adlı bir durum var.  Aslında unutamamak değil de bilinçaltına nasıl kodlamışsak artık o olayı-durumu ya da kişiyi unutmamak üzerine yaşıyoruzdur çoğu zaman farkında olmadan. Elbette ki bu durum 365 gün boyunca her dakika aklımızda kalıyor anlamına gelmese de sonuç olarak çoğu insanın unutmayı başaramadığı şeyler vardır. Ben yine de aynı tezimi savunurum “ ölümü bile unutarak yaşayan insanın unutamayacağı bir şey yoktur”.

Ünlü Alman şair ve filozof olan Schiller“Affetmek ve unutmak, iyi insanların intikamıdır.”diyerek son noktayı asırlar önce koymuştur aslında. Günümüz Türk şairlerinden BejanMatur ise “Unutmak değil, hatırlamak yükü bizdeki.”demiş ve hatırlamamız gereken onca şeyi hatırlama istekliliğimizden dolayı oluşan yorgunluğumuzu dile getirmiştir.

Bazen öylesine geçmişteyizdir ki bir türlü içinde bulunduğumuz zaman dilimini doyuncaya kadar yaşayamayız. Nedense bir yanımız geçmişte örülü kalmışken diğer yanımız hep öbür yanımızın aksine geleceğe umut bağlamıştır.

Peki ya şimdide nefes alan kimdir?

Nedendir bu eziyet kendimize söyler misiniz?

Artık bir şey yapmanın mümkün olmadığı dün ile henüz var olmamış yarına hapsolmak nasıl bir psikolojidir hiç düşündünüz mü?

Bu tarz düşünceleri dile getirdiğimde beni çoğu kez boş vermiş biri olarak tanımlasalar da bu boş vermişlikten değildir. Çünkü yaşanıp biten bir şeyden geriye kalan acı ya da tatlı anılardır. Sevdiklerimizi elbette unutmayıp hatırlayacağız.

Anlatmaya çalıştığım öyle alelade durumlar değil. Hepimiz zaman zaman melankoliye bağlar ve şöyle bir geçmişe uzanır efkârlanarak o günleri yâd ederiz. Hatta bazen kadeh tokuşturup hadi şerefe der geçmişe içeriz. Bu olası normal bir hatırlayış ve geçmişe yolculuktur.

Bir de abartılı bir şekilde geçmişe bağlı kalanlarımız vardır. Adeta şimdide nefes alıp da sanki geçmişte yaşıyor gibidir. Ya çok sevdiği bir aile bireyini kaybetmenin üzüntüsünden, ya başına gelen acı bir olaydan, ya bir hastalıktan… Bu tarz travmatikolaylardan dolayı kişilerin olayın geçtiği anda kaldığını ve o durum psikolojisinden uzun süre çıkamadıklarını görmekteyiz. Elbette ki bu ciddi bir durum ve psikolojik bir sorun haline gelmiştir. Yazdığım kadar çabuk bu durumlardan çıkılamayacağını da biliyorum. Amacım bu durumda olanları suçlamak da değildir elbette. Lakin akan bir zaman var ve “her şey insan için” iyi ya da kötü. Her zaman iyi ya da her zaman kötü olmak diye bir şey yok. Yaratılmış her canlının kendi türüne has bir hayat mücadelesi vardır. Bir tırtıldan aslana, timsahtan file, kurtlardan insana, yoncadan asırlık çınarlara varıncaya kadar her canlı bir misyonu yerine getirir ve yaşam döngüsünü tamamlar.

Biri gelir dört yapraklı diye bir yoncayı koparır. Diğeri ev yapacağım der ve çınarı keser. Hayat böyledir işte bazen acımasız gibi gelse de doğa dönüşümünü tamamlar. Yaşamadan ölüme çıkılan yolculuğa hayat diyorsak eğer bu yolculukta bizi bekleyen iyi ya da kötü her şeyi de göğüslememiz gerekecektir. Soygunlar, yangınlar, depremler, savaşlar,  kazalar, cinayetler, tecavüzler, hastalıklar, şiddete maruz kalmalar… Bu sıraladıklarım hiç olmasa hayat elbette daha yaşanılası olur değil mi? Ama hayat bunların bileşkesi işte. Zamana göre acılarımız da değişiyor. Bizi geçmişe gömen ortak acılarımız olsa da herkesin yalnızca kendini kanattığı acıları var geçmişe dair.

İşte burada tam da onlardan bahsediyorum. Hadi hep birlikte tutuşalım el ele sımsıkı ve hep birlikte kırıp o geçmişin zincirlerini bugüne taşıyalım kendimizi. Şöyle bir silkelenip sakinleşelim, dinginleşelim. İçinde bulunduğumuz anı yaşayalım şükrederek. Nefes almaya devam ettikçe iyi ya da kötü her şeyin Allah’tan geldiğini unutmadan, “rağmen” yaşamayı öğrenelim.

Allah hiçbir kulunu anlamsız kılmamıştır. Hiçbir kulunu boş yere acıtmamıştır. O daima kullarının yanında ve özündedir. Fani bir hayat için gereğinden fazla sevinmek ya da üzülmek eylemlerinden kaçının. Doğuştan itibaren ölüme yol alanlarız unutmayalım. Hangimizin yolculuğunun nerede biteceğini bilmediğimize göre şükredip, tövbelerle Allaha sığınarak yaşamaya devam edelim.

Hazret-i Lokman Aleyhisselâm bizlere şu tavsiyede bulunmuştur: İki şeyi asla unutma: Allah’ı ve ölümü. İki şeyi de unut: Yaptığın iyiliği, gördüğün kötülüğü.

 

“Anımsamak bir tür buluşmadır. Unutmak ise bir tür özgürlüktür.” diye sesleniyor mısralarındaHalil Cibran.Özgürleşmek istiyorsak unutabilmeliyiz. Nasıl ki evimizde kullanmadığımız ve ihtiyaç duymadığımız eşyalarımızı gözden çıkarıp eskiciye veriyor ya da çöpe atıyorsak aynen öyle yapmalıyız. Belki hatırlarsınız bir şarkı vardır ve ben çok severim onu dinlemeyi özellikle de rahmetli Zeki Müren söylüyorsa;

Çekinme eskici içeri buyur

Burada bir aşkın ateşi uyur

Baktıkça içimin yangını büyür

Al götür eskici topla ne varsa

Kalmasın bu aşktan hiçbir hatıra

Onundu şu masa şu kalem kâğıt

İster sat istersen hayrına dağıt

Bitsin bu hıçkırık dinsin gözyaşım

Al götür eskici topla ne varsa

Kalmasın bu aşktan hiçbir hatıra

Hepsinde yaşanan bin bir anım var

Hepsinin bir şeyler söyler yanı var

İçimde bu aşkın hatırası var…

 

Bu arada unutmaktan bahsetmişken sizlere bir detaydan daha bahsetmek istiyorum. O unuttuğumuz kendimizden. Hani baktıkça tanıyamadığımız/tanımlayamadığımız bizden. Kimseler görmesin diye yediye katlayıp yedi kat sarmaladığımız o kendi özümüzden. Bakarken aynalara “merhaba, sizi tanıyor muyum” diye sormak ihtiyacı duyduğunuz kendinizden. Biri gelse de beni bana anlatıp yaşatsa dediğiniz kendinizden… Hani başkalaşıp giderken farkında olmadan kaybettiğiniz kendinizden…

Bir yerlerden yeniden başlamak istiyorsak eğer yaşamaya unutmak gerekiyor geçmişe dair izleri. Unutmak yok saymak değil bilirsiniz. Yaşanmıştır ve mazide kalmıştır. Siz istemedikçe geçmişte kalan bir şey acıtamaz sizi. Ernest Jünger, “bir düzene girmek isteyen, unutma sanatını öğrenmek zorundadır.” derken yeniden hayata tutunmanın ilk kuralının unutmaktan geçtiğini hatırlatmak istemiştir.

Kendimizi bile unuturken, unutulamaz acılarımızdan bahsetmek ne acı değil mi?

Bugünden yani şimdiden selamlıyorum sizleri, geçmişin izleri yarının umuduyla.

                                                                                                                                                                                                         

“İyi ki geçiyorsun zaman. Ya acının en derinime işlediği bir anda donsaydın.” Hz. Mevlana.

 

“Ezberbozan Hayat” adlı kitabımdan alıntılanmıştır.

www.ezberbozandanismanlik.com

KAÇIRILMAYACAK KAMPANYA!

HERKESE LAZIM OLAN EĞİTİM PAKETİ YENİ YILA ÖZEL KAMPANYA FİYATI İLE GELİYOR, BU FIRSATI KAÇIRMA!
– ULUSLARARASI GEÇERLİLİKTE EĞİTİM KOÇLUĞU SERTİFİKASI
– ULUSLARARASI GEÇERLİLİKTE ÖĞRENCİ KOÇLUĞU SERTİFİKASI
– ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ ONAYLI AKIL VE ZEKA OYUNLARI EĞİTMENLİĞİ SERTİFİKASI
– MEB ONAYLI YARATICI DRAMA EĞİTMENLİĞİ SERTİFİKASI

YENİ YILA ÖZEL BU 4 SERTİFİKALI EĞİTİM SADECE
PEŞİN 1000 TL / 4 TAKSİT 1100 TL( MAİLORDER SİSTEMİ İLE TAKSİTLENDİRİLECEKTİR)
İLETİŞİM 05438570006

 

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Xturk Teması. Tasarım ve Programlama: Moradam